ALLERJİK REAKSİYONLAR
Bir ilaca karşı oluşan reaksiyonun allerjik olarak isimlendirilebilmesi için, ancak, çok ufak veya minimal dozların uygulanmasıyla ortaya çıkması gerekir. Rejyonal blok uygulamasında, iki tip allerjik reaksiyon oluşur. Bunlar :
Generalize sistemik allerjik reaksiyon.
Kontakt dermatit.
Lokal anestetikler, generalize sistemik allerjik bir reaksiyona nadiren (% 1 'den az) neden olurken kontakt dermatit nadir değildir.
Bu tip reaksiyon lokal anestezik solüsyonun enjeksiyonundan birkaç dakika sonra ortaya çıkar ve generalize anjionörotik ödem, ürtiker, kaşıntı, hipotansiyon, astmatik solunum, bulantı ve kusma gibi bulguların biri veya birden fazlası ile karakterizedir. Anjionörotik ödem larinks ve ilgili dokuları içine alarak ciddi respiratuar obstrüksiyona neden olur.
Lokal anestezik solüsyonların çok düşük dozlarının uygulanmasını (lokal anestezi için bir cilt kabarcığı oluşturulması gibi), nadiren «klinik anaflaktik şok» tablosu takip edebilir ki, bu gerçek bir allerjik reaksiyon tipidir. Bu tip bir şok genellikle ani kardiyovasküler ve respiratuar kollapsla karakterizedir, uygun tedavi yapılmaz ise l - 5 dakika içinde fatal sonlanabilir. Moore rejyonal blok uyguladığı 55.000`den fazla hastadan yalnızca ikisinde bu tip bir reaksiyon saptamış, her ikisi de resusite edilmiştir.
Allerji proflaksisi çok tatmin edici değildir. Yeterli bir öykü alınmış olması ve uygulanan bazı testlerin sonuçları genellikle önemli değildir. İlaç veya ilaçlar kadar reaksiyonun hangi şartlar altında oluştuğu da araştırılmalıdır. Bu en önemli noktadır. Hastanın öyküsüne ilave olarak aile hikayesi de alınmalıdır. Allerjide kalıtım sıklıkla önemli bir rol oynar. İntradermal cilt kabarcığı testleri ve müköz membranlara uygulanan testler, lokal anestetik ajanın topikal uygulaması veya enjeksiyonuna karşı korunma sağlayabilir. Ancak, ciddi allerjik reaksiyonların çok nadir olması ve zaman alıcı olmaları nedeniyle rejyonal bloklar öncesinde pratik olarak bu testlerin uygulanmaları şüphelidir.
Tedavi, belirti ve bulguların spesifik tedavisinden oluşur.
Oksijen ile birlikte yapay ventilasyon: Laringeal ödem bazı olgularda oluşur ve ciddi boyutta ise solunumsal obstrüksiyon ve oksijen gereksinimine karşı entübasyon veya trakeostomi gerekebilir.
İntravenöz sıvı tedavisi
Antihistaminik: Difenhidramin 50 mg dozunda oral veya intravenöz olarak yavaş verilir. Bu doz gerekirse 3 - 4 saatlik aralıklarla tekrarlanabilir, 100 mg gibi daha yüksek dozlar çok dikkatli uygulanmalıdır. Nadiren bulantı, kusma, konvülsiyonlar ve aritmilere neden olur, çok hızlı verilirse ölüme bile neden olabilir.
Aminofilin (teofilin): Astmatik solunumun tedavisinde Moore`un erişkinde tercih ettiği ilaç aminofilindir (teofilin) ve 500 mg dozda intravenöz olarak yavaş yavaş verilir.
Adrenalin: 0,3 ml intramusküler olarak verilebilir ve l5 dakika aralıklarla tekrarlanır, atak devam eder ve geçirilemez ise; 1:10.000 konsantrasyondaki solusyondan 1 ml intravenöz olarak yavaş yavaş verilebilir.
Efhedrin sülfat: 50 mg dozda intramusküler olarak uygulanması etkili olabilir.
Steroidler: Hidrokortizon ve prednizolon bu tip bir reaksiyonun tedavisinde kıymetlidir, 200 mg dozda intravenöz verilebilirler.
Hipotansiyonun tedavisi: Allerjik nedenler veya anaflaktik şok nedeniyle hipoksi ile birlikte kan basıncında bir düşme oluşabilir. Hipotansiyon hemen intravenöz olarak uygulanan vazokonstriktör ajanlarla düzeltilmelidir.
Bu tip şok nadirdir, ancak oluştuğunda, tedavisi lokal anesteziğin yüksek kan seviyesine bağlı ciddi sistemik toksik reaksiyonunun tedavisi gibidir. Buna ek olarak, reaksiyonun lokal anestetik ajana karşı bir allerji nedeniyle oluştuğu düşünülüyorsa, tedaviye antihistaminik ilaçlar da eklenmelidir. Bu tip bir reaksiyonda genellikle tedavinin çabuk olması halinde ölüm nadirdir ve önlenebilir.
Tedavi, yüksek konsantrasyonda oksijen ile birlikte yapay ventilasyon, intravenöz sıvı tedavisi, vazokonstriktör ajanlar ve kapalı kalp masajını içerir.
Dermatit, diş ve tıp doktorları için bir sorundur. Açıktaki cilde bulaşan lokal anestetik kontakt dermatite neden olur. Blok tamamlanınca cilt yıkanmalıdır.
